14 Şubat 2009 Cumartesi

BuGün Son...



Bugün son…
Son kez ölüyorum sen diye.
Yollara bakıyorum durup durup.
Yollarda durgun,ağaçlar,yapraklar,dallar.
Eritecek beni her metresi biliyorum.!
Yollar..beni bir meçhule yollar.!

Bugün son…
Son kez derin derin çekeceğim tütünü.
Bir otobüs farının,
Titrek beyazıyla irkileceğim.
Bavul misali alacağım omzuma,
Sensizliğin yükünü..!

Bugün son…
Son kez geliyorum sana.
Her zaman ki gibi,
İki kere uzun uzun basacağım zile,
Açacaksın kapıyı yavaşça,
Yüzünde bir tebessüm ile
.
Bugün son…
Son kez bakacağım sana.
Öyle uzunca bakacağım ki şaşıracaksın.
Yine sağ elini alacağım avuçlarıma,
Bu ayrılık akşamının soğukluğunu atacağım..

İşte bu da senin gidişin,
Kimseyi üzmeden, kırmadan!
Güzel bir şarkının bitişi gibi değildin.
Kimse aramayacak varlığını.
Eşyası pahalı bir evdeki insansızlığı,
Meyvesi bol olan bir ağacın ilerlemiş yaşını,
Sanmam ki soran olsun.

Bir kitaba bile yazılmamış ki adın.
Leyla’n da yok seni anacak.
Ne annen hatırlar seni ne de baban.
Kim ne yapsın ismini cismini.
Sonu olan her şey masal gibidir ya,
İşte sen de bir vardın bir yoksun.
Anla hayatın sana verdiği değeri.

Gittin, burada adın bile yok.
Nereye gittiğin, niçin gittiğin yok.
Hiçbir şey değişmedi buralarda.

SusTun...


Sustun…


Ne söyledimse hava da kaldı,


Titrek cümlelerle bitti her gün,


Solan umutlarla başlayacaktı,


Biliyorum…


Sustun…


En susulmayacak anlarda bile,


Sonsuz bir güç alırdım gözlerinden,


Her seferinde terk etti gözlerin fikirlerimi,


Kaçtın…


Sustun…


Gökler, bulutlar konuştu yerine,


Dinmedi bu hırçın esen poyraz yıllardır,


Alnıma düştü yıldırımların ansızın,


Vurdun…


Sustun…


Dilini yutmuşçasına,


Çekip de gidecekmişçesine…!


Karartıp bir gece havayı yine,


Fırtınalara karışacakmışçasına,


Söküp de yaşlı dağları yerinden,


Tebessümlerimin önüne koydun.


Eğilip yerden topladın umutlarımı,


Bıraktın hırçın poyrazın kucağına.


Dikenli ellerini uzattın bana gülerek,


Attın düşlerimi zamanın sonsuz ağına,


Gittin…


…SUSTUM…



Her köşenin ardında çarpar yüreğim


O köşelerde kaybolup gittin sen


Gönül sahramın dikenleri battı elime


Sahralarımda eriyip bittin sen.


Yok bir damla su yan yüreğim yan.


Bu yürekte ölürmüş ya kahrından


Seviyorum deyip koştum ardından


İnatla mutsuzluğu seçtin sen.


Ayak seslerini tohum diye ektin gönlüme,


Her mevsimde kan çiçekleri biçtin sen.


Kopardın hayattan beni, ittin bir meçhul ölüme.


Her şeyi seçtin de bir tek benden geçtin sen…!


Sahralarımda eriyip bittin sen.


Sevmiyorum...


Belki bir buket çiçek,

Ya da sıcak bir dokunuş,

Herşey olabilirdi ama,

Tüm sıcaklığı ile sana,

Acıları uzattı diye,

Bu elleri sevmiyorum.

Cennetten bir parçadır gerçek,

Haziran çimenleri bile nemlidir.

Gözü yaşlıdır yapraklarının,

Ağlamaklıdır havası, günü.

Yine bir yaz sonu, yine,

Beni her sabah parçaladı diye,

Bu yerleri sevmiyorum.

Boğazımda kalın bir ip,

hadi gel çek.!

Yaşamak, Sensiz yaşamak değil....!

ZoR...


Yaşamak zor iş kardeşim
Bu hengameye ayak uydurmak zor iş,
Hele daha gençsen ömrünün baharındaysan,
Önünde koca bir sonbahar olacaksa.
Ömür iki gün gibi gelip geçecek ama,
Sonunda iki ayrı ömür gibi uzun,
İki ömür gibi karmakarışık, anlamsız.
Yaşamak zor iş kardeşim.
Dert tasa sende kalacak sonunda,
Senden sonralara dertli bir sen hatırası.
Beyazı, sarısı , mavisi , yeşili , karası.
Zor iş.

Yaşamak zor iş kardeşim,
Bu dağınıklık içinde teksen hele.
Yürüdüğün yollardan çok kişi geçmişse.
Hepsi ısrarla zor diyorsalar fısıldaşarak,
Anla ki zor iş yaşamak.
Başkasına ulu orta anlatılmaz da üstelik.
Bir anda dank eder insanın kafasında bir şeyler.!
Güllerin solmuş yapraklarını görünce,
Yağmur anında sokaklardaki boşlukta,
Söylediğin hüzünlü şarkılar bilir her şeyi,
“Zor dostum zor” çok zor.
Nefes alıp vermek ne kolay da,
Bir nefes huzur bulmak ne kadar da zor…


Gölgeler ile aydınlıkların yan yana bulunduğu yerdesin,
Titrek sesin ile düğümlenmiş duygularının harmanlandığı yerde.
Avuç dolusu gerçeğin, gökleri saran hayalleri yendiği yerde.
Sarssanda dünyayı yerinden, sonunda boşluktan ibaret olacağım yerde.
En önemli özelliğin olan “düşünebilmek” ‘in, suyunu çıkardığın yerde.
Yaşamak zor iş kardeşim.
Hele gençsen , şaşkınsan, taşkınsan.
En uzun gün bile kısa geliyorsa sevinçlerine,
Kumsallar dar geliyorsa koşmak için.
Uçsuz bucaksız okyanuslara bakıp da “su işte “ diyorsan.
Zordur işte.
Yaşamak zor kardeşim ama,
Birde zoru yaşamak var ki
Asıl mesele orda…

Bugün son…




Bugün son…
Son kez ölüyorum sen diye.
Yollara bakıyorum durup durup.
Yollarda durgun,ağaçlar,yapraklar,dallar.
Eritecek beni her metresi biliyorum.!
Yollar..beni bir meçhule yollar.!

Bugün son…
Son kez derin derin çekeceğim tütünü.
Bir otobüs farının,
Titrek beyazıyla irkileceğim.
Bavul misali alacağım omzuma,
Sensizliğin yükünü..!

Bugün son…
Son kez geliyorum sana.
Her zaman ki gibi,
İki kere uzun uzun basacağım zile,
Açacaksın kapıyı yavaşça,
Yüzünde bir tebessüm ile
.
Bugün son…
Son kez bakacağım sana.
Öyle uzunca bakacağım ki şaşıracaksın.
Yine sağ elini alacağım avuçlarıma,
Bu ayrılık akşamının soğukluğunu atacağım..



Herksin değil bir tek senin yerin var
Geçmişimdeki iyi kötü anlarda yanımdaydın ya ne isterdim daha Amaa...
Evet her güzel şeyin de bir sonu var
E tabi haklısn sen boğulmamak için gemiyi terketmen en doğru seçim ...
Görünürde nefes alıyor gibiyim
Görünürde gülüyor oladabilirm
Görünürde yasıor gibi dursamda içten ölünürdee...
Herkesin değil en çok senin payın war
ßu hayattan kopup ölü balık halimde Son bir iyilik yap at beni denize
Görünürde nefes alıyor gibiyim
Görünürde gülüor 0ladabilirm
Görünürde yasıyor gibi dursamda içten ölünürde...
Ölünürde farkına varamaz insan
Ölünrde kopamaz bu dünyadan
Ölünürde yasayan sıradan biri gibi görünürde...



Ben yokmuşum gibi
Sen rahat yaşa
Hiç olmamaış farzet
Keyfini bozma
Sen güçlü ol yine
Gücünle hırpala
Beni yaktığın gibi..
Git yak onları da
Bana neler oldu?
Ne oldu?
Anlatmam! Anlatmam!
Sana hiç ayrılık şarkısı yazmadım..
Neden?
Sana ben duygumu,
uykumu anlatmadım..
Neden?
Bilirim sonu hep pişmanlık,
acı ve keder
Ne garip şey şu mutluluk..
Gitti mi gider..
Yürüdüğüm yollarda
Bırakırım aşkımdan bir damla
Geçerken uzanırsın,
Dokunursun,alırsın,seversin,öpersin beni..
Farkına varmazsın..
Gözyaşına gizlenirim
Süzülürüm yüzünden
Dudağına,yüreğine erişirim birden
Melek sen beni duymasan,görmesen de olur..
Ben yine severim,sevilirim
Sen bilmesen de olur..
Sana hiç ayrılık şarkısı yazmadım..
Neden?
Sana ben duygumu,uykumu anlatmadım.
.Neden?
Bilirim sonu hep pişmanlık,acı ve keder
Ne garip şey şu mutluluk..
Gitti mi gider..
Çağırsan gelmez..
Gelse de kalmaz..
Kalsa da yetmez..



Yine seni gördüm bu şehir bana gıcık galiba
Benleyken umrumda değil dediğin kişiler yanında
Hani sonsuzdu sevgin,
gitmezdin bu dünya bitsede
Bir ufak tartışmayı kanlı dünyam tekrar dönsede
Öptüğüm her kızda senin gülüşün var
Gittiğim heryerde bir anın var
Ne yapsam kendimce seni seven biri
İçimde derinlerde
Gitme diyen bi ses var
gitmee gitmee...




Gücün var mı sevgilim
,Derin sularda inci tanesi aramaya?
Cesaretin kaldıysa
Hala benle aşktan konuşmaya
Söyle canım sevgilim
Hayat bize oyun oynuyor olabilir mi?
Yorgun gibi bir halin var
Duyguların karışık olabilir mi?
Sil baştan başlamak gerek bazen
Hayatı sıfırlamak
Sil baştan sevmek gerek bazen
Herşeyi unutmak
Sanki bugün son günmüş gibi
Dolu dolu yaşamak istiyorum ben
Her ne çıkarsa yoluma
Selam verip yürümek istiyorum ben
Sil baştan başlamak gerek bazen
Hayatı sıfırlamak
Sil baştan sevmek gerek bazen
Herşeyi unutmak

Sen Gittiğinde...


Ardından günleri saymaz oldum sevdiğim,sen gittiğinden beri zaman durdu bilemezsin.Yokluğunun acısı doldurmuşken yüreğimi, hayalin gitmezken gözlerimin önünden ve beynim izin vermezken anıların gitmesine saatim durdu aniden... Sensizlik vakti gelip çattığında akrep durdu yelkovan anlamdıramadı olanları bir anda...Koca bir dünyada bir ben kalmıştım hareketsiz, herkes devam ederken yaşamaya ,bir benim bedenim ruhsuzluğunun acısını yaşıyordu gidişinin ardından.Neden gittinli sorular dolduruyordu çevremi ve ben kulaklarımı tıkıyor, gözlerimi kapatıyordum cevaplarını bir türlü bulamadığım sorulara... Yapamadık,olmadı,denedik işte sözleri avutmaya çabalıyordu gönlümü ama gönlüm aldırmıyordu.Seviyorsan olmayacağını bilsen de tekrar tekrar yaşayacaksın diyordu bana. Olmayacağını bilsen de ,adın gibi emin olsan da yeniden deneyeceksin,vazgeçmeyeceksin... Ben hala olamazdı demeye devam ediyordum gözlerimde ki yaşlarla; istiyordum ki sussun artık,acılara dayanamıyordum, her gece karşıma çıkan sorulardan bunalıyordum bir yandan da gönlüm konuşuyordu işte...Gönlüm takmıştı bir kere yapamadık sözüne;İnadına denersin,inadına devam edersin ,eğer seviyorsan yapamadıklar değildir kaçış yolu diyordu.Ve ne kadar haklı olduğunu da biliyordu.. Ben de biliyordum ama elden bir şey gelmiyordu,susmak ve kabul etmek dışında.En azından diyordum yaşadıklarımızı düşünüp, “sevdi beni biliyorum ,çok sevdi....” sözleri dolaşıyordu odamın duvarlarını.böyle düşününce mutlu oluyordum..anlık mutluluklar yaşatıyordum yüreğime ve gene anlık acılar..Ama bir anda vuran ve yıkan acılar... Bazı zamanlar ya gelirseler doldururken içimi gene o anlık mutlulukların gebe olduğu; bazen ise kandırma kendini sözüyle silkeleniyordum gecenin üçü mü yoksa dördü mü bilmediğim saatlerde. “Kandırma kendini diye bağırıyordum aynanın karşısında kendime. Sevmedi işte, hiç sevmedi, hiç sevmeyecek..Yeter avutma kendini... Avutarak geçmez zaman,durdurmayı da bırak onu,akrebin önüne koyduğun elini çek yelkovan sırada bekler ilerlemek ister..Sen durduramazsın hiçbir şeyi anla ve toparla... ““Ama....”“Aması yok sadece onda mı suç , evet gitti belki ama sende bir kez söylemedin onu sevdiğini..Şimdi neyin pişmanlığını yaşar yüreğin, neden avutur kendini..”“Söylemedim,haklısın,söyleyemedim...Korkuyord um çünkü, uzun zamandır söylememiştim sevgimi kimseye... Gitmesinde korktum..Ona sevdiğimi söyler söylemez beni bırakmasından.. Hareketlerimle anlatmam yeter sanıyordum, yetmediğini geç anladım..Nerden bilebilirdim beni anlamadığını, gözlerimden akan sevda deryasını fark etmeyeceğini nerden bilebilirdim?”“O zaman hiç avutma kendini,sen veriyorsun işte içindeki soruların cevaplarını..O anlamadı sen yeterince söyleyemedin ve bitti...”“Öyle deme bana,her cevapladığım soruyla yanar bedenim..Gözlerinin içine bakamayışımın acısını bir ben bilirim.Yada acaba sevdi mi sorularının sapladığı o bıçağın kanı hala üzerinde dururken ,o bıçağı neden sakladığını ellerimin. Sorular sormak istemiyorum ben,artık zaman da önemli değil..Sadece bu acı dinsin istiyorum , böyle olmamalıydı demek değil,yapamadık hiç değil..”.“O zaman sorma ,çek elini akrebin önünden akıp gitsin zaman..”“O zaman bitecek mi?”“Bitecek...”“Yalancı,bitmeyecek sadece beden alışacak yokluğa...Çekmek istemiyorum elimi,biraz daha beklemeli akrep,biraz daha ....”“Biraz daha....Biraz daha....Biraz daha.... Ve biraz daha da BİTTİ...SON....

Üşüdüğüm Zaman...


Üşüdüğüm Zaman
Üşüdüğüm zaman…Üşüdüğüm zaman kimin hayaline sokuluyorum zannediyorsun?Kimin… kimin parmaklarını hissediyorum arasında saçlarımın? ..Üşüdüğüm zaman…Üşüdüğüm zaman, katı bir mum gibiyken yani;tam ortamdan geçen ipin ucunda kim yanıyor titreyerek?Kim eriyor içimde,kimm taşıyor benden ve kiimm sıcak gözyaşı damlaları halinde süzülüyor bedenimden? ..Üşüdüğüm zaman…Üşüdüğüm zaman bir yandan hayalini bulup ona sokulmaya çalışırken; bir yandan da hayal olup [...]

Bil ki aşkı ölümsüz bilenlerdenim…


Bil ki aşkı ölümsüz bilenlerdenim…
Koyup gitsen de beni tek başıma,Bıraksan da beni yaralı bir kuş gibi,Dağlasan da yüreğimi akşam kızıllığında!Savrulsam da gönlünden kurumuş bir yaprak gibi!Çeksen de darağacına sana olan sevgimi!Çekilip en koyusuna yalnızlıkların,Gene seni seveceğim,
Bil ki aşkı ölümsüz bilenlerdenim…

Sonsuzluğa Doğru..


Sırtlanmışken tüm sensizlikleri onca ağırlıylaBelime batan sivri bir acısın şimdiAl beni zindanının en karanlık köşesineUsulca beklerim orda son nefesimiCanım yansa da sesimi çıkartırsam namerdimHiç sayıyorum sana yazdığım şiirleriKendi kalemimi kendim kırıyorumAğırlaşan göz kapaklarımıBir daha hiç kaldırmamacasına kapatmak istiyorumVe seyretmek istiyorum yaşamdan sıyrılıp gidişimiDokunmasınlar ruhundan arınmış bedenimeKalsın son dokunanın sen olduğunu bile bileEn tazeliğiyle en körpeliğiyle.

Uzaksın Bana..


Sahipsiz gönlümü almak istemezmisin.Hissetmek istemez misin sevgimiYazmışım seni her parçamaSigaramın her nefesinde
Aldığım her nefesteKokladığım her çiçekteBütün hayalimde sen varsınSanki her zaman benimlesin Ne olur hep yanımda olsanSevginden birazcık tatsam
Rüzgar getiriyordu kokunu banaKuşlardan alıyordum haberini
Uzak kalma bendenDiz çökmüş bekliyorum seniZamanın içinde kaybolmuş gibisin sanki

SEN YOKKEN...


Dün gece senin yokluğunda daldı gözlerimUzak soğuk bir şehirdeydin hasretimBuzlu yollarda gezerken seni düşündümBastığın bembeyaz karda olmak istedimElinde çantan vardı ellerinde eldivenlerinSırtında kalın bir kaban başında şapkanSeslendim sana gel nolur diye usuldanSen eve gitmeliydin donmuştun soğuktanSen de beni düşündün hissettim nefesiniNerdesin diyordun gel tut hadi ellerimiBilsen de aramızdaki dağları engelleriİstiyordun yanında çok sevdiğiniBu ayrılık nasıl yakıyor beni bir bilsenHissetmiyorum soğuğu sıcak düşümdenHer yerde seninleyim aslında sen uyurkenHer yerde seninleyim aslında sen yokkenSeni öpüyorum şimdi duvardaki resimdenGerçek gibisin tutuyorum üşümüş ellerindenSeni böylesine içimde tenimde hissetmişkenNe bakışlarından vazgeçilir ne de sendenÖpüyorum kurumuş dudaklarını sessizceHasretin kavurur beni isterim seni bedeninleSarılmalıyım ki sana özlemim dinsin iyiceKavuşmalıyım sana ayrılık bitmeli bir yerde

Sabahi Optum GozlerindeGeceyi YaktimAtesi Aldim DudagindaSozleri YaktimBen Seni Uzaklarda Ben Seni TuzaklardaBen Seni Yasaklarda SevdimBen Seni YasaklardaBahari Optum SaclarindaKislari YaktimUmudu Aldim YuregindenDusleri YaktimBen Seni UzaklardaBen Seni TuzaklardaBen Seni Yasaklarda SevdimBen Seni Yasaklarda

Söylenemeyenler...


SöylenemeyenBen, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibiydi zihnimdeki düşünceler;dilime düşmeyen, sözcüklere dönüşmeyen! ..Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..Her zaman fazla oldu söyleyemediklerim, söyleyebildiklerimden! ..Her zaman; bir bilinmez lisandaki çözülmez şiirleri koklayıp, hissettirmeye çalıştım sana...Her zaman biraz daha zaman kolladım seslenmek için sana, ve her zaman hayıflandım;Ben, sana ne söyleyebildim ki bunca zamandır? ..Kendi karanlığında; güneşe görünmek için karar veren bir tohum gibiydim...Zordu çıkmak gömüldüğüm çamurdan;Ama güzeldi!..Sen güzeldin ve ben, güzelleşiyordum seni düşündüğümde!..Kendi karanlığında; güneşe görünmeye karar verip yeşillerini giyen bir tohum gibiydim...Boyutları değişiyordu hayatımın...Yani, değiştiren sendin boyutlarını hayatımın; büyüyordum, gelişiyordum, genişliyordum...Söyleyebildiklerimden çoktu her zaman, söyleyemediklerim; bu yüzden kelimelerimin arası açılıyordu!..Sığdıramadığım her duygu; iki kelimemin arasındaki boşlukta gizli...O yüzden, yazdıkça parmaklarım,,, ve işte yine o yüzden söyledikçe dilim topallıyor!..Toparlayamıyorum zihnimi...Seni özlüyor, ve terliyorum özledikçe;Seni koklamak için...İçimdesin!

Ada Vapuru...


Sabaha kadar yandı içimde bir ateş,Neleri alıp gitti ne kaldı ah o günlerden,Rüzgar gibi geçip gittin hayatımdan,Hala her yanımda izlerin var,Rüzgar gibi esip geçtin hayatımdan,Saçlarımda serin bir hüzün var,Bu ada vapurunda sen olmalıydın yanımda,Bir derin sızı kaldı o günlerden hatıra,Bu ada vapurunda sen olmalıydın yanımda,O güzel gözlerin var duyduğum şarkılarda,Bu sabah bulutsuz yağmur gibiyim, yalnızlık çok zormuş,Tanıdık yüzler gördüm, seni sordular hiçbir şey söyleyemedim,Günahların boynuma,Bu işkence, bu acı nereye kadar sürer, bilmiyorum,Nerdesin? Ne yapıyorsun? Bilmiyorum,Ama beni sorarsan, aşık adam ne yapar, ya oturur şiir yazar,Ya da, ya da, ya da dün gece benim yaptığım gibi,Oturup sabaha kadar hüngür hüngür, hıçkıra hıçkıra ağlar...

Her şeyi sana yazdım...


Her şeyi sana yazdım,Seni de her şeye.Kalemler tükettim, tükenmeyen hasretle, Ucundan dökülen aşkla, umutla, çığlıkla Belki de nefretle.Her umuda avuc açtım, Sen dilendim, Aşktan harap bir dilenci şimdi yüreğim.Her şeyi sana yazdım,Seni de her şeye.Hayallerimin paragraf başlarına,Umutlarımın parantez içlerine,Kalemler tükettim tükenmeyen hasretle. Her şeyi sana yazdım,seni de herşeye Binlerce kez okudum her gün bir ilkokul defterinden,Binlerce kez okudum,Seçebilmek için seni soru işaretlerinden, Seni ezberledim hergün karmakarış yazılar içinden.Sana da kendimi yazdımBana ait harflerleFarklı alfabelerleHerşeyi sana yazdım Herşeye seni yazdım....

Sensiz Olmak !


Nerde o denizim benim, lekesiz gökyüzüm?
hani o içtikçe susuzluğumu arttıran çeşme?
kim götürdü bakışlarımı, ne oldu gözlerime?
hani benim ellerim, ayaklarım, saçlarım, yüzüm?

bu ben değilim besbelli, bu bir başkası!
gözlerim yabancı bakıyor gözlerime aynadan
o kim? böyle durup durup beni aldatan?
besbelli bir oyuna gelmişim açıkçası

birini sevmişim besbelli, beni koyup gitmiş,
ondan şimdi aradığım hep o, hep ben!
o ikisi kırmış beni, yıkmış , incitmiş

şimdi bilmediğim bir şarkı her yerde söylenen;
sevinçten , mutluluktan , sevgiden uzak.
ne acı! senin olmak , sende olmak , sensiz olmak!

Beklemenin şaircesi


En fazla ihmal ettiğimiz kişilerdendir belki de. Adını her yerde duyduğumuz şair, adını her yerde andığımız… Anladığımızı sandığımız şair, Necip Fazıl.
Bize fert fert parmak kaldırmayı öğreten şair… Şeyhinin “keşke bu kadar zeki olmasaydın” dediği deha. Kendine sığmayan; taşan, taşan…
Ve bekleyen şair... Nasıl bekleneceğini öğreten…


“Ne hasta bekler sabahı”

Şairin ağladığı gecelerde kimseler yok muydu? Herkes uykuda mıydı, şair kaldırımlara içini dökerken. Bir şair vardı uyuyamayan bir de kaldırımlar. Bir de hastalar var tabi sabahı iple çeken… Öyle bir ip ki ucu meçhulün elinde… Ve taşmak üzere hastanın sabır tası... Öyle bir tas ki suyu karanlık yumağı…
Ama hasta da uyuyor bir süre sonra. İlk önce gözleri vazgeçiyor sabahı beklemekten. Kollarında da derman kalmıyor. Ve sabah uçurtmasının ipi boşluğa kaçıyor. Hasta iniltilerini yankılamıyor artık çıplak duvarlar. Bir inilti varsa, susan bir inilti, şairden yükseliyor:

“Ne hasta bekler sabahı”

Doğru, beklemiyor. Uykuya teslim oluyor bütün ağrılar. Uyku ölümdür denir. Hasta uyuyunca heyecanı artıyor toprağın. Şair bunu da biliyor:

“Ne taze ölüyü mezar”

Hasta yakınlarına doğmuyor güneş. Sabah, geceyi kıskandıran bir karanlıkla saldırıyor uykulu gözlere. Kötü haber tez geliyor. Şimdi ölüsünü bekliyor mezar. En uygun kıvamını hazırlıyor taze ölülere. Günahkâr ölülere ateş oluyor, iyilerine gülistan. Her ikisini de sabırsızlıkla bekliyor. Bu yüzden durayazıyor toprağın kalbi, bir kalp durduğunda. Ve kazmaya bir taş takılırsa ölüye ev yapılırken, bir tek şair anlıyor, toprağın beklemekten taş kesildiğini.

“Ne de şeytan bir günahı”

Belki de şeytan geliyor uyuyanların başucuna. Kısa gecenin karı günah kazanmak için. Sabırsızlıkla bekliyor belki de bıçağa uzanacak bir eli. Şeytan bu, Züleyha’nın arkasından Yusuf’u gözlüyordur. Yusuf’un omzundan boşanan terler heyecanını kamçılıyordur iblisin. Gel diyordur Züleyha’nın diliyle. Gel… Ve beklemekten ateş kesiliyordur.Kar eder mi hiç bu bekleyiş?

“Seni beklediğim kadar”

Sabaha ulaşamadı hiçbir hasta. Şeytan dört başı mamur günahlarla sevinemedi. Hiçbiri bekleyemedi şair kadar. Ve hiçbir sabahın yüzü ak değildi şairin beklediği kadar. Hiçbir günah da yakmıyordu onun gibi.Ne çok bekledi şair. Onun beklediği gecelerde kimseler yoktu. Ölür gibi bekledi.

“Geçti istemem gelmeni”

Karıncalar kıskandı bu bekleyişi. Ve kıskandı fe’nin kuyruğunda sabır bileyen hattatlar da. Ve şair, “geçti” dedi onca bekleyişten sonra. Geçti… Geçti seni beklediğim. Geçti yanılmışlığım. Adresini şaşırmışlığım geçti. Ben doğru adresi buldum. Bulunca... Oldum.
Olursun, ölür gibi istersen olursun. Adam olursun. Ateşi de aşarsın toprağı da. Sırrolursun. Kaybolursun beklediğinin yokluğunda.

“Yokluğunda buldum seni”

Hiçbir yerde yoktur beklenen. Ve eğer adam gibi beklersen yokluğunda bulursun aradığını. Yokluğunda… Yani bütün zaman ve mekânlarda... Bekleyen de sen olursun beklenen de. Gölgen olur beklediğin.

“Bırak vehmimde gölgeniGelme artık neye yarar”

Gelme. Gelmeyişin yaradı seni bulmama. Sen yoksun artık. Yokluğun var senden de yüce. Ne isim kaldı ne harf. Gelme. Bekleyen de ben oldum, beklediğim de…

Senden Sana Gİderken


İçimdeki gölge koşuyor. Hecelere bölünüyor nefesi. Lakin duyamıyorum. Yüreğimin sürgünlüğüne azad olacak kelamları yokmuş dilinde meğer. Ses telleri ürkmüş hayalimden. Cesaretsizliği giydirmiş koca bedene. Oysa

Siyah elbiseli bir adam, siyahi bir gecede, siyahi lafızlarımdan ümit sızdırmak istemişti. Kendine, hayata, bana; yolcusuz, yolsuz kaptana dair…

Hafızamdaki gölge dedim. Benimde gölgem var dedi. Siyah dedim; kokmuyorum dedi. Beyin tarlamın dikenleri dedim; bilemeyiz dedi. Bir hayatta kocamadan bilemeyiz…

Siyahî bir pusuda gözlerimi aradı. Başımı öne eğdim. Ne hecelenen nefesi kanadı dikenlerimden. Ne elvedam hoşçakala vardı. Gitme dedi sadece gitme!

Gittim…

Zira inanmıyordum; içimdeki mahzunluğu kim giderebilirdi; çömeldiğim duvara kim el uzatmaya cesaret eder; yorgun dizlerimin bağını kim çözerdi? Uyuklayan kelamlarımdan aşkı sızdırdığımı kim anlardı? Gölgenin ve siyahın ellerine verilmesini kim aşk diye anlardı? Ve hüznümün aşktan gayrı olmadığını hangi yürek fark ederdi?

Biliyordum yine bir an düşecekti zamanın bağrına. Başı endişe, heyecan sonu hüzün olacaktı dakikaların. Benden ne dolunay olurdu gecene; ne yarımın olurdum. Benden bir bütün olmazdı. Ellerine alsan ufalanırım. Kırıklığım varlığına anlamdan gayrisini getirmezdi. Kalbim acının mahpusluğunda parsellere bölünmüş. Gurbet kokar sonra her yanım. Gitme dedin. Gittim…

Nerden başladım sefere nerde son buldu kilometre taşları bilemedim. Zira her yer sen kokuyordu. Rüzgâr seni söylüyordu. Martılar gagalarından sana ait kelamları döküyordu kafatasıma. Minik parmaklı kızın gözleri sana bakıyordu. Balıkçılar sen oluyordu… İstanbul sen… Haliç sen… Her an sen oluyordu. Saat on iki ellerin, saat üç gözlerin, saat yedi sen oluyordu. Zaman akmıyordu. Geceler karanlıklarda hayalîni giyiyordu. Hayat sana doğru gelirken ben delice kaçıyordum. Anlıyordum, ne senden gitmiştim; ne de sen ardımda kalmıştın.

Lâkin hâl böyleyken, her yanı bir sükût kapladı. Kuru yaprağın dalını terk edişinden daha sessiz. Artan sonu gelmeyen gidişlerime dair gibi sessizlik. Siyah karıncanın kör gecede yürüyüşünden daha ürkek bir sükût…

Nerde kaldı siyah gece?
Nerde kaldı titrek nefesin?
Şimdi sen nerdesin?

Gidişlere meftun gelişlere fukara bir yalnızlık bozması kaldı yine avuçlarımda. Siyahî gecenin gölgeleri paylaşıyor şimdilerde hayallerimin mülkünü. Deli eden sükûnet giderek artıyor. Ve gece yalnızlıktan gayrisini damlatmıyor artık avuçlarıma…

A ve Ş ve K



Bir garip mengene yüreğimi sıkarBir kuşun kanadının gölgesi düşse yüreğineKıskanırım ….Ben mavzerde fişekBen ki kını da bıçağımGökyüzünü paslı bir maviyeYeryüzünü kızıla boyarımİsterim ki mutluluk gölgen olsunGözlerinin gülen tılsımı hiç bozulmasınBen bir bedevinin su aradığı gibiArıyorum şimdi seniVe nasıl özlüyorsa yarasalar geceyiBende seni öyle özlüyorumEylülün geldiğiniSızlamasından anlıyorum dizleriminBilirimsin karanlık bir gecedeYalnızlığın insana nasıl koyduğunuBilirimsin kara bir karıncanınBeyaz kalbi gibi bir hisle sevdiğimi seniBilirimsin içinde aşk geçmeyen şiirleri yazmadığımıAVeŞVeKHarfleriMazi urganın ucuna bağlıdır, benim gönlümdeBir tren penceresinden el salladığım günSiyah saçlı bir kızaBir otogarda bıraktım bu harfleriSol göğsümün üstünde muska gibiSakladığım resmi uzayıp gidenYollara bıraktım

susarak özlüyorum


Susarak Özlüyorum (işte buna bıçak çekiyorum)Sözcüklerim varmiyor uzaklarınaBirer birer düşüyor bütün öpmelerimAğır yenilgiler alarak Adresinde yoklu¤unu kıyamet bilerekSadece susarak özlüyorum seniHiç tanımadan, ne garip Sadece susarak özlüyorum seniHiç tanımadan, ne garipSadece susarak özlüyorum seniHiç tanımadan, ne garipSense uzak, çok uzaktaBir deniz gibisin resimlerdeDokunsan Dersim olur, göçerim mecburenDuydum çok sonradan, adın önemli değilAcın aynı tadı veriyor Adresinde yokluğunu kıyamet bilerekSadece susarak özlüyorum seniHiç tanımadan, ne garipişte buna bıçak çekiyorumşimdi adı yok, hiç bir sevgilininZaman zaman değil şimdiYalnız benmiyim bu ahir zamandaDerviş mekanına aşk ile cağıranBu ahir zamanda

Bir Çift Yeşil Göz



Hoş bir müzik açmışım kendime..Belki biraz arabesk kime ne? Hani kim var yanımda…Karşımda sadece resmin,,,elimde dünden kalan şarap,,,, yavaşş yavaşş demleniyorum sabahaBu kaçıncı gece, kaçıncı sabah bilmiyorum! ofları çektiğim, hüzün dolu odamda.Düşündükçe yaşlar akıyor gözümdenSilemediğim anılar off… kalmak istercesine dökülüyor birer birerBu resim hala burda!!! OLMAMALIYDIHer yeri buram buram hasret kokuyorHer yerim sen kokuyorSevmelerin, küsmelerin, umursamazlığın, aklıma geliyorHatalarındaki masumluğunAma sarılmaların ufff o sarılmalarınnn…..Ne kadar anlamsız Bazen gururu, onuru yapıştırırlar aşkın üstüneBir şeyler yaşamamış_sın gibiCanım acıyor; acıtıyorsun ama bu kadar ucuz olmamalı aşkUcuz insanlarla yaşansa bileJNe olursa olsun git diyemem sana, kalda diyemem!Sensizlik yetmezmiş gibi birde! diyemediklerimle başbaşayımKahretsin ama seni sevmek yalnız kalsamda çok güzel“SENİ SEVİYORUM” bu çok güzel…Yaşadıkların öğretiyor hayatıBazen de hayat yaşadıklarını,Geçmiş gelecek herşeyim sendeykenBen şimdi neyi yaşıyorum hiçç bilmiyorum..Senin bana öğrettiklerin haricinde.Buğulu camlara neden yazı yazıldığını,Boş sokaklarda insanın neyi aradığını öğrendimJGözlerden yaşın kolay akmadığını,,,Birde silemediklerini şurda tutmayı öğrendim..Ve itiraf etmeyi öğrendim..İŞTE EDİYORUMMMBir çift yeşil gözmüş beni böyle dağıtan cokk yazıkBen sende bir şeyler var sanmıştım, yokmuşşÖZÜR DİLERİM….Ve benden aldıkların Artık senin bile yerine koyamayacağın SENSİZLİK!Darma duman ettin tutkumken yıktın gittinSensiz yaşamayı öğrettinZor oldu ama öğrendim

Yağmur Bizi İzliyor Sevgilim, Yalnızca Biz




Anılarını Yerlerden Toplayanlar Derneği’nden dönüyorum Bir yanıp bir sönüyorum Yağmur bizi izliyor sevgilim, yalnızca biz Yalnızca biz geçmişi yaktık, yalnızca biz Bir şemsiyeye çarpıp batan bir teknedeydik, eğildik Eğildik ve iplerini çözdük Sonsuz ipli uçurtma şenliğine dönüştü birlikteliğimiz Yağmur bizi izliyor sevgilim, yalnızca biz Ağzımız sürükleyip götürüyor çalar saatleri En tehlikeli odalarındayız otellerin
Anılarını Yerlerden Toplayanlar Derneği’nden dönüyorum Bir yanıp bir sönüyorum Yağmur bizi izliyor sevgilim, yalnızca biz Yalnızca biz bayrakları yaktık, yalnızca biz Gözyaşı şişelerine çarpıp kırılan bir ülkedeydik, sevdik Sevildik ve kire pasa direndik Yeniden sevdalanıyorum sana bunca kaçak günlerden sonra Yağmur bizi izliyor sevgilim Bir bardak yeryüzünde yeniden fırtına

BEN ÖLÜYORUM...


Düşünüyorum çoğu zaman. Sebepsizce anLamsızca isteksizce. Kendime geLiyorum birden. Ben senken o hiçken. Neden sen diiL de hiç diyorum AnLamsızca beynimi kemiren soruLar üretiyorum. Sevgimin gerçekLiği mi seni uzakLaştıran diyorum. Düşünüyorum. DüşünceLer içinde kayboLdukca Daha bi sancıLı sapLansada acıLar dayanıyorum. Bitemez,bitmemeLi diyerek dayanıyorm.. Her an yine noLdu diye uyanıyorum o eşsiz nadir uykuLarımdan.. Bitsin diyorum artık. Düşünmek istemiyorum. Sevmek istemiyorum. O kadar acıyken yasatıLanLar sevmek istemiyorum artık.